Cuma, Haziran 1
Sen Beni Öpersen Belki Fransız Olurum
sen beni öpersen belki de ben fransız olurum
şehre inerim bir sinema yağmura çalar
otomobil icad olunur, zarifoğlu ölür
dünyadaki tüm zenciler kırk yaşından büyüktür.
-senegalliler dahil değil
sen beni öpersen belki de bulvarlar iltihablanır
çağdaş coğrafyalarda üretir cesetlerini siyaset bilimi
o vakit bir sufiyi darplarla gebertebilirsin
hayat bir yanıyla güzeldir canım, sen de güzelsin
-yoksa seni rahatsız mı ettim?
sen beni öpersen belki de aşkımız pratik karşılık bulur
ne ikna edici bir intihar girişimidir şimdi göz göze gelmek
elbette ata binmek gibidir seni sevmek sevgilim
elbette gayet rasyoneldir attan atlamak
-freud diye bir şey yoktur.
sen beni öpersen belki de ben gangsterleşirim
belki de şair olurum seni de aldırırım yanıma
bilesin; göğsümde hangi yöne açmış tek gülsün
yani ya bu eller öpülür, ya sen öldürülürsün.
-haydi iç de çay koyayım.
ah muhsin ünlü
Cumartesi, Kasım 26
anlar ve anılar.
Hayatından çok fazla an geçtikten sonra bir gün gelir, belki yirmi yaşındaki kahkahanı yeniden duymak istersin, belki çocuğuna onun yaşındaki halinin tıpkısı olduğunu söylemek istersin, belki torunun kedilerden korktuğunda, ona ömrünün her anında kedileri nasıl kucakladığını göstermek istersin, belki görmeye ihtiyacın olur babanın elini yeniden tuttuğunu.. Ya da belki de yalnızca hatırlamak istersin..
İnsana yetmiyor hafızası,.. İhanet ediyor..
Kış geliyor sen sonbaharı konusuyorsun. Mandalina kokusu ya da kesme şeker tadı gerekiyor cocukluğuna dönmen için. Bir dostunla farkediyorsun "duvarların sağlam , yıkılmaz sanıyorsun." Ve öyle olmadığını bilenler ya kilometrelerce uzakta oluyor ya da uzaklığını ölçmeye rakamlar yetmiyor.
Anılar kanatlanıp uçuşuyor. Arafta gibisin, unutmuyorsun ama hatırlamıyorsun da.
Pazartesi, Kasım 21
tanıdıkrüzgar.
istanbul'un orta yerinde, istiklal'de, bir ilk kış zamanı yanağıma bir rüzgar değdi.
içimde saklı tuttuğum buzullar eridi. kayalıklarda kuşlar cıvıldadı.
ve içimde saklı tuttuğum küçük çocuk, henüz ölmemiş olan annesine gülümsedi.
uzun bir yoldan geliyordu gözlerim ve yine beceriksizce sustular. çok fazla şey demek istediler aslında. çok söz, çok şiir, çok şarkı, çok çığlık!
ama en çok da siz de ağlıyor musunuz diye sormak istediler onun gözlerine. gözlerinin etrafındaki kahverengi halkalara..
ince, keskin birşeylerle yaralamıştık birbirimizi bu rüzgarla ama O, bir kuş tüyünden fazlasını savurmazdı ki kimseye. bunu hatırlattı yanağımdaki esinti.
sonra,
sonra ne mi?
hiç...
belki sadece biraz içki.
içimde saklı tuttuğum buzullar eridi. kayalıklarda kuşlar cıvıldadı.ve içimde saklı tuttuğum küçük çocuk, henüz ölmemiş olan annesine gülümsedi.
uzun bir yoldan geliyordu gözlerim ve yine beceriksizce sustular. çok fazla şey demek istediler aslında. çok söz, çok şiir, çok şarkı, çok çığlık!
ama en çok da siz de ağlıyor musunuz diye sormak istediler onun gözlerine. gözlerinin etrafındaki kahverengi halkalara..
ince, keskin birşeylerle yaralamıştık birbirimizi bu rüzgarla ama O, bir kuş tüyünden fazlasını savurmazdı ki kimseye. bunu hatırlattı yanağımdaki esinti.
sonra,
sonra ne mi?
hiç...
belki sadece biraz içki.
Pazar, Kasım 13
bir kuşun anısı.
O büyük ve muazzam zamanda unuttum
Kanatlarım çok oldu üşüyor benim
Bu beyaz ıssızlıkta göğsüme düşüyor
Bu yüzden eğik boynum.
Bir kuşun anısı kalmış bende, saklı
Bundan gözlerimdeki kayalık,
İçimdeki serseri buzullar
Dürtme içimdeki narı
Üstümde beyaz gömlek var.
Birhan Keskin
Perşembe, Ekim 6
çiçeklişiirler
bazı geceler şiir okumak için uygun değildir. hatta belki de hiç bir gece okunmamalıdır şiir. o geceler de hüsnü arkan da dinlemezseniz iyi olur. ben sizin için diyorum.
"çiçekli şiirler yazmama kızıyorsunuz bayım
bilmiyorsunuz. darmadağın gölgemi
çiçekli perdelerin arkasında saklıyorum.
karanlıkta oturuyorum. ışıkları yakmıyorum.
çalar saat zembereği boşalana kadar çalıyor
acı veren bir sevişmeyi hatırlıyorum."
diyelimki beni dinlemediniz, işte böyle olur. didem madak'ı anarsın gecenin 2sinde. ya da bir başka güzel iç dökeni.
"çiçekli şiirler yazmama kızıyorsunuz bayım
bilmiyorsunuz. darmadağın gölgemi
çiçekli perdelerin arkasında saklıyorum.
karanlıkta oturuyorum. ışıkları yakmıyorum.
çalar saat zembereği boşalana kadar çalıyor
acı veren bir sevişmeyi hatırlıyorum."
diyelimki beni dinlemediniz, işte böyle olur. didem madak'ı anarsın gecenin 2sinde. ya da bir başka güzel iç dökeni.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)