Pazartesi, Ocak 9

" çocuk*

o kadar gençtim ki,
orta yaş bunalımına almadılar beni.
ben de kendimi bir kağıtla kapladım,
buruşayım diye bir an önce.
bir hediye paketini
yırtar gibi bir hevese,
ve mumları üflerkenki dileğe
ihtiyacım vardı.

8.mart.2010 yıldız

*eski defterlerde buldum;) "


7 sene önce yazdığım şiirin geçerliliğini kaybedişi,
o zaman sahip olduğum hevesin şimdi su gibi ihtiyaç olması,
bazı arkadaşlıkların çok uzun ve rahatlatıcı olması,
kelimeleri özlediğimi anımsattı.

Belki de kendimi kapladığım kağıt beni buruşturmak yerine saklamıştır, korumuştur beni, bu her önüne geleni dikenli çalılıklarla dolu bir yamaçtan aşağıya yuvarlamak isteyen 'dünya' isimli bir yaşam hali ve mekanından..
İnanmak istiyorum buna.

14 yılı deviren arkadaşlıklara..

Perşembe, Ocak 3


yaz.
oku.
çiçek kokla.
kedi okşa.
bak - gör.
bebeklere dokun.
anneni özle.
rüya gör.
hayal kur. -kurmayı iste.
sev.
bunları unutma.

sır.



kış geldi.
kavak ağacı kendi sesinden bilirmiş kışın geldiğini. Ben anlıyorum kavak ağacını. ben de zihnimin sesini kısamıyorum, kış geldiğinde. bir nehir hakkında konuşup duruyor, soğuklar başladıgından beri.-kimsenin bilmediği bir dilde.-

nehir her sabah aynı kıyıya dokunup aşındırıyor, kıyı bunu farkında mı? kıyı da kendini dünya sanıyor,toprağım ben diyor. -herkes bana dokunmaya mecbur. 

nehir umutsuzluğa düşüyor , ben bin sabah dokunsam da farketmez beni koskoca kıyı, -ben bir damlacık suyum. 

bir sır var, nehir henüz bilmiyor, bir rüzgar onun kulağına fısıldayana dek bilmeyecek. O koskoca kıyı her sabah aynı kıyıdır, nehir ise her sabah yepyeni , tazecik pırıl pırıl bir damla.

kıyılar nehirler için var. kışlar düşünmek için. kavak ağaçları var  zihnimizin sesine yarenlik etsinler diye. ve kelimeler var kendi rüzgarını arayan. sırrı merak ediyorlar.






Cumartesi, Haziran 16

yalnızlık suyu şişeden içebilme rahatlığıydı.-ya da rahatsızlığı. yalnızlık bir rahatsızlık hali miydi?
bu sözlerin bir melodiye ihtiyacı vardı.

Cuma, Haziran 1

Sen Beni Öpersen Belki Fransız Olurum


sen beni öpersen belki de ben fransız olurum
şehre inerim bir sinema yağmura çalar
otomobil icad olunur, zarifoğlu ölür
dünyadaki tüm zenciler kırk yaşından büyüktür.

-senegalliler dahil değil


sen beni öpersen belki de bulvarlar iltihablanır
çağdaş coğrafyalarda üretir cesetlerini siyaset bilimi
o vakit bir sufiyi darplarla gebertebilirsin
hayat bir yanıyla güzeldir canım, sen de güzelsin

-yoksa seni rahatsız mı ettim?

sen beni öpersen belki de aşkımız pratik karşılık bulur
ne ikna edici bir intihar girişimidir şimdi göz göze gelmek
elbette ata binmek gibidir seni sevmek sevgilim
elbette gayet rasyoneldir attan atlamak

-freud diye bir şey yoktur.

sen beni öpersen belki de ben gangsterleşirim
belki de şair olurum seni de aldırırım yanıma
bilesin; göğsümde hangi yöne açmış tek gülsün
yani ya bu eller öpülür, ya sen öldürülürsün.

-haydi iç de çay koyayım.

ah muhsin ünlü