Perşembe, Haziran 24
figüran.
filmde O'na benzettiğim adam, figüranmış meğerse. ilk kavgada ölüyor. o zaman filmin sonunu da hiç merak etmiyorum. Ona benzeticek birini daha ararken öylece bitiriyorum. belki de ben de bir figüranım. ve bu yüzden kimse sonumu merak etmiyor. oysa benim sonum, benim son umudum. az biraz rüzgarlı, dolunaylı bir yaz gecesinde kara kara senaryomu düşünürken kimi kanalı çoktaan değiştirmişti, kimi uykuya dalmıştı, kimi bilete verdiği onca parasına üzülerek sinemadan çıkıyordu. eve geç kaldığımda babama uydurduğum o harikulade yalanlardan hiç biri gelmiyordu aklıma şimdi, senaryomu sürdürmek için. bir figüranın filmi ne kadar sürer ki zaten? partide dans eden mor elbiseli kız, pastanede arka masada kek yiyen şapkalı kadın, çantası çalınınca çığlık atan teyze? yani ne kadar sürebilirdi ki? peki ya en can alıcı bir kısmın ya da son sahnenin figüranıysam? belki de woody allen gibi benim de ihtiyacım olan yalnızca bir "son"dur? ve yahut başka figüranlara ihtiyacım vardır biraz. ardından başrol oyuncusu ben olabilirim. ve böylece sonumu merak edenler çıkar... kanalı çoktan değiştirmedilerse..
Cumartesi, Haziran 19
sihirbazlar bizi kandırıyor.

zamanında bu kasabadan kaçmayı çok isterdim.
şimdiyse yaz kokusunu özlemişim diye diye sürüyorum ayaklarımı kumsalına..dalgalar göz yanılması gibi geliyor, burda oluşum bi aldatmaca gibi 10 gün sonra dönmek zorunda oluşum düşünüldüğünde.ve 'istanbul' ağlayan çocuğun eline tutuşturulan bir şeker gibi bende, kandırmaca gibi..
belki küçük kardeşim henüz farketmemiştir ama annem babam da biliyor bunun bir kandırmaca olduğunu. komşular biliyor, (alt kattaki teyze söylemiştir hepsine herhalde)tüm mahalle biliyor. aslında tüm kasaba biliyor. tıpkı şapkadan tavşan çıkarmanın göz yanılması değil kandırmaca olduğunu bildikleri gibi. lakin kimse mutsuz değil sihirbazın bizi kandırıyor olmasından... kandırılmak yalan olduğu kadar eğlenceli çünkü.
oysa ben artık kandırılmayı eğlenceli bulmamaya başladım sanırım. ben artık okulla, stajla, yeni evlerle kandırılmak değil kıçımı sahile koyup bira içmek istiyorum tüm yaz. ve eminim bu göz yanılması değil değil gerçek.
zamanında bu kasabadan kaçmayı çok isterdim. ama o bir düş yanılmasıydı.
Çarşamba, Haziran 2
ikinci gala*

okul hayatımın %90ında gördüğüm türkçe derslerinden öğrendiğim kadarıyla "ikinci gala"da anlatım bozukluğu var, biliyorum ama bunu yapmak istiyorum. yeniden başlamak için ikinci bir gala diyorum buna..
zira ,
konvers giyen bir dede görmek,
rutubet kokuma rağmen bana sarılabilen, sarılmak isteyebilen insanları farketmek,
mecidiyeköy pazarında yavru civciv ve ördek sevmek,
i wish to weep şarkısını 578908 defa dinlemek,
dünya tatlısı bi dostumun benden "devam et" diye başlayan sitemkar ama etkili ricası
bana yeniden yaz diyor.
başlayalım mı?
: )
Kaydol:
Yorumlar (Atom)