
Doğum günleri, ölüm günlerine rastladı bazı zamanlar. o zamanlar gelip çattı kaşlarını ama ben ona güldüm. ardından her doğum günümde daha çok düşünür oldum. lunaparktaki dönen salıncaklı oyuncağın bir salıncağı koparsa, tam da dönerken koparsa, oyuncak çalışmaya devam etmez mi?-eder. peki ya kopup savrulan salıncak? kimse onu hatırlamayacaktı. bu yüzden bir mürekkep lekesi, sayfa ardına bulaşmış lacivert biçimsiz nokta, daha değerli olabilir yazdığın yazıdan. sayfayı koparıp atsan da o kalır, hatırlatır. eğer salıncağım koparda savrulursam dedimki lütfen bir festival alanına düşeyim, bir düğün, bir eğlence, bir şenliğin orta yerine. o kalabalık evlerine döndüğünde, bahçeyi sularken gözü daldığında, duşunu alıp uyuduğunda ya da kırmızı ojelerini çıkarmaya uğraşırken ben bir mürekkep lekesi gibi kalayım akıllarında. koyu lacivert bir leke.
evet, ben tüm bunları salıncaklı oyuncakta dönerken düşündüm.
salıncak kopmadı. lunaparkçı da azıcık döndürdü zaten.
babannem öleli 5 yıl oldu. ben 22 yaşıma bastım.
21 yıldır leke olmaya çalışıyorum.
*esrann yazısından küçük bir esinlenme yaşamadım değil:)

